Parkinson Hastalığında Karşılaşılan Sosyal Sorunlar ve Sosyal Hizmet Müdahaleleri, Çözüm Önerileri
Parkinson hastalığı da Alzheimer hastalığından sonra prevalansı (görülme oranı) ve insidansı (her yıl eklenen hasta sayısı) giderek yükselen nörodejeneratif bir hastalıktır. Genellikle 60 yaşın üzerinde görülmesine rağmen giderek genç nüfusu da tehdit etmeye başlamıştır. Parkinson hastalığı sinsi başlayan ve tanı belirtileri ancak hastalık geri dönülemez boyuta geldiği zaman ortaya çıkan ve hastayı biyopsikososyal açıdan etkileyen bir hastalıktır. Motor ve motor olmayan belirtiler yüzünden hasta zaman içerisinde işini kaybedebilir, günlük bakımını yapamaz hale gelebilir ve bakım desteği almak zorunda kalabilir. Bu durumdan hastanın ailesi de olumsuz olarak etkilenir. Genellikle bakım verenler hastanın eşi ya da çocukları olduğu için bakım verenin yükü artabilir ve hatta onların da iş kayıpları olabilir. Parkinson hastalığının temel tedavisi ilaç tedavisidir. Parkinson hastalığında kullanılan ilaçlar pahalıdır ve yan tesirleri fazladır. Yan tesirleri önlemek için başka ilaçlardan faydalanılır. Bu durum hem hasta ve ailesinin hem de devletlerin sağlık harcamalarının artmasına neden olur. Ayrıca iş kayıpları da toplumların gelişmişlik ve refah seviyesini azaltan etkenler arasında görülebilir. (Şen,s:180.2021)
Hastalığı ilk kez 1817’de “An Essay on the Shaking Palsy” isimli çalışmasında tanımlayan James Parkinson hastalığı “titremeli felç” olarak isimlendirmiş ve duyular ve idrak yeteneği zarar görmediği halde, hastanın kas gücünün azalmasıyla birlikte bedenin hareket halinde bulunmayan bölümlerinde, bir yerden destek aldığı durumlarda bile ortaya çıkan istem dışı, gergin ve titremeli hareketler; vücudun öne doğru eğilmesi ve yürüyüş temposundan koşma temposuna doğru geçme eğilimi ile tanımlamıştır (Lewis, 2012, s. 182).
Parkinson Hastalığında Karşılaşılan Sosyal Sorunlar
Söz konusu hastalıkta karşılaşılan başlıca sorunlardan biri sosyal izolasyondur. Yaşanılan hareket kısıtlılığı ve bireylerin yaşadıkları iletişim güçlükleri hastaları sosyal ortamlardan uzaklaştırmaktadır. Hastalığın ilerlemesiyle birlikte bireylerin bağımlı olması hem bakım yapan kişinin sosyal hayatını önemli derecede etkilemektedir. Karşılaşılan diğer sosyal sorunlar ise şu şekildedir: Damgalama(stigma) ve yanlış anlaşılma, iletişim problemleri, sosyal rollerin kaybı, ekonomik sorunlar, ulaşım ve hareket kısıtlılığı, boş zaman aktivitelerinde azalma,yalnızlık ve değersizlik duygusu, djital ve sosyal hayata uyum zorlukları.
Aile ve Tüketici Ekonomisi Açısından Parkinson Hastalığı
Aile ve tüketici ekonomisti bakış açısıyla bakacak olursak bizler yalnızca bakım ve destek boyutuyla değil aynı zamanda hane kaynaklarının yönetimi, tüketim davranışları ve refah düzeylerini de incelemekteyiz. Bakıldığında Parkinson hastalığı, hanede gelir-gider dengesini oldukça etkileyen ekonomik bir risk oluşturmaktadır. Ve bizlerde bu risk durumunu minimalize etmek için verdiğimiz uygulamalardan biri de hane bütçe danışmanlığıdır. Ailenin mevcut kaynaklarını daha verimli nasıl kullanabilir, harcamalarda nelere dikkat edilir veyahut gerekli ihtiyaçlar nasıl belirlenir, gereksiz harcamaları en aza nasıl indirebilir sorularına bu uygulamayla yardımcı olmaktayız.
Bakım Ekonomisi
Bir diğer önemli boyut ise bakım ekonomisidir. Parkinson hastalarında bakım ihtiyacı artarken, aile üyelerinden biri çoğu zaman hastayla ilgilenmekte ve ücretsiz bakım rolünü üstlenmektedir. Bu durum özellikle kadınların iş gücünden çekilmesine neden olmaktadır ve ücretsiz ev işçiliği yükünün artmasında neden olur.
Sosyal Hizmet Müdahaleleri
Sosyal hizmet uzmanları bu süreçte hem bireye hem de aileye yönelik çok boyutlu müdahaleler gerçekleştirir. Psikososyal destek, danışmanlık hizmetleri, bakım planlaması ve sosyal yardım kaynaklarına yönlendirme temel müdahaleler arasındadır. Ayrıca hasta ve yakınlarına yönelik eğitim programları ile hastalık hakkında bilinç artırılır. Destek grupları oluşturularak bireyin yalnızlık hissi azaltılır ve sosyal katılımı teşvik edilir.
Çözüm Önerileri
Çözüm Önerileri:
• Sosyal devlet desteklerinin artırılması ve erişimin kolaylaştırılması
• Evde bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması
• Hasta ve bakım verenlere yönelik ekonomik danışmanlık hizmetleri
• Toplumda farkındalık artırıcı çalışmalarla damgalanmanın azaltılması
• Esnek çalışma modelleri ile hasta bireyin üretkenliğinin desteklenmesi
Sonuç
Sonuç olarak Parkinson hastalığı, yalnızca tıbbi değil aynı zamanda sosyal ve ekonomik boyutları olan bir süreçtir. Bu nedenle multidisipliner yaklaşımlar ve özellikle aile ekonomisini gözeten sosyal hizmet müdahaleleri hem hastanın hem de ailenin refahını artırmada önemli rol oynamaktadır.